Dağdaki Vaazın Önemi Nedir?
213 views

Dağdaki Vaaz, tarihin en büyük vaazı olarak bilinmektedir. Hristiyanlığı bilmeyen kişiler bile İsa’nın ünlü vaazındaki öğretilerden habersiz değil. Düşmanlarını sevme, başkalarını yargılamama konusundaki öğretişleri ve hatta Rab’bin duasını işitmişlerdir.

Dağdaki Vaaz’ı Matta 5-7 bölümleri arasında okuyabiliriz. İsa’nın vaazı, İncil’deki diğer bölümlerde de bulunmaktadır. (Luk. 6:17-49, 11:33 ve 14:34-35) Ancak genel olarak Matta bölümüne özgüdür.

Vaazın bağlamı

Dağdaki Vaazı okurken İsa’nın sözlerinin bizler için geçerli olduğunu düşünmek tamamen doğaldır. Bu mesajda hepimizi ilgilendiren şeyler vardır. İbraniler’in yazarı şöyle der: ‘‘Tanrı’nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar’’ (İbr. 4:12). Bu bölümler, öğrencilerin İsa’nın öğretisiyle ilk karşılaşması olacaktı. Vaaz boyunca, Ferisiler tarafından benimsenen ‘Yasacılıkla’ yüzleşilir.

İsa’yı dinleyenler şaşkına uğramıştı. ‘‘İsa konuşmasını bitirince, halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu’’ (Mat. 7:28-29).

Bu yüzden Dağdaki Vaaz’ı okurken, bunun insanları nasıl etkilediğini düşünmek faydalı olacaktır. Daha da önemlisi, hem dini lider hem de kahraman olarak kabul edilen İsa’nın sözlerinin insanları nasıl etkilediğini düşünmektir. Tanrı’dan tokat atan kişiye diğer yanağınızı çevirmenizi beklediğini duymak sizi şaşırtıyorsa, Mesih’in düşmanlarını yıkıma uğratmasını bekleyen bir halk için ne anlama geldiğini düşünün.

Gerçek Mutluluk (Matta 5:3-12)

İsa, vaazı ‘Gerçek Mutluluk’ olarak bilinen bir bölümle başlatıyor. Mutluluk kelimesi, Kutsal Yazıların dördüncü yüzyılda Latince çevirisi olan Vulgate’den gelmektedir. Bu bölümde İsa, dinleyicilere kutsanmanın ne demek olduğunu açıklamaktadır.

İsa’nın kutsanmış olmakla ilişkilendirdiği koşullar, aslında Yahudilerin kurtulmaya çalıştığı durumlardı. Yas tutmaları ve zulme uğramaları nedeniyle kutsandıkları söylenen Yahudi ulusunun ne düşündüğünü hayal edin. Bu öğreti kesinlikle kalabalığın dikkatini çekecekti.

Tuz ve Işık (Matta 5:13-16)

Halka benzetmeler aracılığıyla konuşan İsa, dinleyicileri tuz ve ışığa benzetiyor. İsa, tuzu tat ve koruma ile ilişkilendirirdi. Tanrı’nın krallığı, Tanrı’nın güzelliğini duyurmalıdır. Bunun da ötesinde, doğruluğu herkese açık olmalıdır. Görünmeyen bir kandil olmamalı, aksine çevresindeki herkese ışık vermeli ve onları Tanrı’nın krallığına çekmelidir. İsa’nın İsrail’e mesajı açıktı. Halk, tuz ve ışık olmayı ihmal etmişti.

İsrail ulusunu yaklaşan yargı konusunda uyaran İsa, ‘‘Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir? Artık dışarı atılıp ayak altında çiğnenmekten başka işe yaramaz’’ dedi (Mat. 5:13).

İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını O’na göstermek için yanına geldiler. İsa onlara, ‘‘Bütün bunları görüyor musunuz?’’ dedi. ‘‘Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!’’ (Mat. 24:1-2). Bu söz, M.S. 70 yılında Roma ordusunun Yeruşalim’i ele geçirip hem kenti hem de tapınağı yok etmesiyle yerine geldi.

Kutsal Yasa (Matta 5:17-42)

İsa, ‘‘Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim’’ dedi (Mat. 5:17). İsa, Yasa’yı geçersiz kılmadı, bunun yerine ölümü ve dirilişi aracılığıyla Yasa’yı tamamladı. Bu bölümünde İsa, dinleyicilerini şaşırtacak bir açıklama yapıyor. ‘‘Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler’inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz!’’ (Mat. 5:20). Bu söz, halkın umutsuzluğa kapılmasına neden olabilirdi. Çünkü Ferisiler Tanrı’nın krallığı için yeterince iyi değilse, kim yeterli olabilir?

Konuşmasına devam eden İsa, ‘Öfke ve Cinayet’ (Mat. 5:21-26), ‘Zina’ (Mat. 5:27-30), ‘Boşanma’ (Mat. 5:31-32), ‘Ant içmek’ (Mat. 5:33-37) ve ‘Göze Göz, Dişe Diş’ (Mat. 5:38-42) konularına değiniyor. Konuşmalarında İsa’nın dışsal davranışlarımızdan çok daha fazlasına baktığını anlıyoruz. Örneğin, cinayet işlememiş olabilirsiniz, ancak başkalarına aşağılayıcı söylemlerde bulunursanız Tanrı’nın yargısı altına girebilirsiniz.

Aynı şey zina için de geçerlidir. Fiziksel olarak sadakatsizlikte bulunmamak yeterli değil, Tanrı böyle bir şeyin hayal edilmesini bile yasaklıyor. İsa, dinleyicilerinin Yasa’nın hâlâ önemli olduğunu bilmelerini istiyor. Ancak İsa’nın ölümü ve dirilişi sayesinde Yasa’nın tamamlanacağı gerçeğini henüz anlamamışlardı. İsa, insanlığın borçlarını ortadan kaldırmayacaktı; borçlarını ödeyecekti.

Düşmanlarınızı Sevin (Matta 5:43-48)

Bugün çoğumuzun gerçek bir düşmanı yoktur.  Sadece hoşlanmadığımız ve canımızı sıkan insanlar vardır. İsrail her zaman onları yok etmek isteyen uluslarla çevriliydi. Ayrıca devrilmesi için dua ettikleri bir ulusun yönetimi altındaydılar. Bizimle aynı fikirde olmayan insanları sevmek için mücadele ediyoruz, ancak İsa, bizleri yok etmeye çalışanları dahi sevmeye çağırıyor.

Yoksullara Yardım (Matta 6:1-18)

İsa, düşmanlarımızı sevmemiz gerektiğinden bahsettikten sonra, ‘Yoksullara yardım’ (Mat. 6:1-4), ‘Dua’ (Mat. 6:5-15) ve ‘Oruç’ (Mat. 6:16-15) üzerine konuştu.

İsa, her durumda, ayartılmalara karşı uyarıda bulunur. Yoksullara yardım edebiliriz, dua edebilir ve oruç tutabiliriz. Tanrı sadakatimiz için bizleri ödüllendirecektir. Ancak, İsa, ‘‘Gösteriş içinde yapıldığında göklerdeki Babanız’dan ödül alamazsınız’’ der (Matta 6:1, 6:5, 6:16). Öte yandan kısa vadeli ödüllerin (başkalarının bizim hakkımızda iyi düşünmesini sağlamak gibi) ötesine bakmaya istekli olmalıyız. Çünkü Tanrı’nın ödüllerinin bugün bizleri mutlu edecek her şeyi gölgede bırakacağından emin olabiliriz.

Göksel Hazineler (Matta 6:19-24)

İsa kalabalığın dikkatini değer verdikleri hazinelere yöneltti. Rab, servet biriktirmeye karşı uyarıda bulundu. Dinleyicilerinin anlayacağı hazine türleri, yiyecek ve giyecek gibi raf ömrü olan şeyler olabilir. Çünkü İsa’nın belirttiği gibi güve ve pas onları tüketebilir. İsa, insanların göksel hazineler biriktirmesi gerektiğini öne sürüyor.

Dikkat çekmeden sessizce hizmet etmek ve geçici arayışlar yerine sonsuz arayışlara yönelmek, gerçek imanı gerektirir. ‘‘İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir’’ (İbraniler 11:6). İmanımız, gerçekleştirdiğimiz eylemlerle açığa çıkar.

Endişeye Karşı Uyarılar (Matta 6:25-34)

Bu bölüm, günümüz insanları ile birinci yüzyıldaki İsrailliler tarafından farklı algılanabilir. O dönemde halkın fazla bir mülkü yoktu. Her gün hayatta kalmak için mücadele içindeydiler. Yarına dair endişeleri vardı.  İsa onları, Tanrı’nın günlük ihtiyaçlarını karşıladığına iman etmeye çağırıyor ve şu örnekte bulunuyor: ‘‘Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir’’ (Mat. 6:26-27)? Rab, onları ‘‘Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir’’ diyerek teşvik eder (Mat. 6:33).

Başkasını Yargılamayın (Matta 7:1-6)

Hristiyan olmayanların bile İsa’nın öğretilerinden ‘‘Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız’’ sözünü bilir.

İsa, kalabalığı ‘nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız’ konusunda uyarır. Bu bölüm, başkaları hakkında sonuçlar çıkarmadan önce, kendi zayıflıklarımıza bakmaya çağırmaktadır.

Dileyin, Arayın ve Kapıyı Çalın (Matta 7:7-12)

İsa, önceki bölümde insanları duayı dikkat çekmek için kullanmamaya çağırarak, onlara nasıl dua edecekleri konusunda öğretişte bulundu (Mat. 6:5-15). Bu bölümde de İsa dinleyicilerini dua etmeye teşvik ediyor. Bunu, tüm babaların çocuklarının iyiliğini istediğini hatırlatarak teşvik ediyor. Dünyasal ebeveynler çocuklarına iyi armağanlar vermek istediğine göre, göksel Babamız bunu istemez mi?

Dar Kapı, Geniş Kapı (Matta 7:13-23)

İsa, dinleyicileri sonsuz yaşama giden yolun dar olduğu ve bu yolu bulanların oldukça az olacağı konusunda uyarır. Uyanık olmaları ve dikkat etmeleri gerekiyor. Bu noktayı açıklığa kavuşturmak için onları sahte peygamberlere karşı temkinli çağırıyor.

Sahte peygamberleri gerçek peygamberlerden ayırmanın en iyi yolu, meyvelerine bakmaktır. Ayrıca sahte peygamberleri takip eden birçok kişi, İsa’nın adıyla işler gerçekleştirmesine rağmen, Tanrı tarafından kabul edilmeyecektir (Mat. 7:21-23).

Sağlam Temel, Çürük Temel (Matta 7:24-27)

İsa, evini inşa eden iki kişi hakkında örnekte bulunur. Birisi evini kaya üzerine inşa etti ve o ev hayatın fırtınalarına karşı dayandı. İsa, bu adamın, sözlerini işiten ve onları uygulayan birine benzediğini söyledi. Evini kum üzerine inşa eden adam konusunda ise uyarıda bulunan İsa, evin hayatın fırtınalarına dayanamadığını söyledi. İsa’yı kentlerden gelen ve O’nun mucizelerini merak eden kişiler takip edecekti, ancak öğretilerini asla uygulamaya koymayacaklardı.

Bu konuda Kutsal Kitap şöyle der: ‘‘Tanrı sözünü yalnız duymakla kalmayın, sözün uygulayıcıları da olun. Yoksa kendinizi aldatmış olursunuz’’ (Yak. 1:22).

Dağdaki Vaaz, bazı davranışları teşvik etmek veya durdurmak için öğretişler içermektedir. İsa’nın sözlerine katılmak, hiçbir fayda sağlamazdı. Bu gerçek bizler için de geçerlidir.

Dünyadan Ayrı

Dağdaki Vaaz ile ilgili en önemli şeylerden biri, Tanrı’nın krallığının dünyasal krallıklarından ne kadar farklı olduğunu ortaya koymaktır. Amerikalı ilahiyatçı Stanley Hauerwas bu konuyu oldukça kısa ve öz bir şekilde açıklıyor: ‘‘Ne zaman bir halk, Dağdaki Vaaz gibi şaşkına uğratan bir hikâyeye sadakatle bağlanırsa, dünyadan ayrı düşeriz.’’

Vaaz boyunca İsa, takipçilerini diğer insanlardan ayıran bir yaşam tarzı gösterdi. Öğretilerini yerine getiren halk, tepede parıldayan bir kent olur.

KAYNAKÇA:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen Sayfamıza Abone Olun!