Vaaz Hakkında Öğrenebileceğiniz On Şey
571 views

Kutsal Ruh, bana vaaz etme sanatı hakkında çok şey öğretti. Öğrendiğim on şeyi sizinle paylaşmak istiyorum.

1. Her şeyden önce, vaaz vermek bir güven eylemidir.

Başarısız olduğunu düşündüğüm vaazlar, iyi olduğunu düşündüğüm vaazlar kadar baskı yaratmıyor. Vasat olduğunu düşündüğüm bir vaaz verdiğimde bile birçok kişi yanıma gelerek ne kadar çok şey anlattığımı söylüyor. Bunun nedeni başarılı olmadığını düşündüğüm vaaz sırasında Tanrı’ya daha fazla güvenmem gerektiğine karar vermem olabilir mi? Bu sırada Kutsal Ruh’un işleyişine daha fazla açık mıyım? Bu açıklıkla dinleyicilerimle daha yakından mı ilişki kurdum? Eğer öyleyse, sadece vasat vaazlar yazmaya çalışabilirim (elbette hayır!) ya da her kürsüye çıktığımda yüreğimi Tanrı’ya açabilir ve O’na güvenebilirim. Tanrı’dan beni O’nun işleyişine güvenme yeteneği ile kutsamasını istiyorum.

2. Vaaz etmek, kendinizi uzman göstermekle ilgili değildir.

Bu dersi Saint Paul’daki Luther İlahiyat Okulu’nda katıldığım Rev. Dr. David Lose ve Kutsal Kitap’a Dayalı Vaaz Projesi sayesinde öğrendim. Kendinizi kürsüde uzman olarak göstermek, iyi bir şey gibi görünebilir. Çünkü dinleyicileriniz ne hakkında konuştuğunuzu bildiğinizi bilmek ister. Ancak bu konuda ilerlememeye dikkat edin. Kutsal Kitap yorumu ve teolojisi üzerine hâkimliğinizi veya akıcılığınızı aktif olarak göstermeye çalışırsanız, dinleyicilerle arasında kopukluk yaşayabilirsiniz. Dinleyiciler, Kutsal Kitap’ı çalışmak veya teolojik düşünmek gibi konularda yeterince iyi veya bilgili olmadıklarını düşünecektir. Uzun bir süredir onlarla birlikteyseniz, neden bahsettiğinizi anlayacaklardır. Cemaat, pastörüne güvenir. Bu güveni kendi kırılganlığınızı, yaşadığınız sarsıcı zamanları göstermek için kullanın. Uzmanlığınızı göstermemek, alanınızda uzman olmadığınız anlamına gelmez. Kendinizi alçaltın. Böylece Tanrı ve insanlarla daha yakın bir ilişkiye sahip olacaksınız.

3. En iyi vaazlar tam olarak tek bir konu üzerinedir.

Bunu üniversitenin ilk ayında, ilk üç sayfalık ödevimin çok fazla fikir içermesi nedeniyle notlandırılmadan geri gönderildiğinde öğrendim. O dönem, Dr. Huber bana bir düşünceyi sunmanın ve onu derinlemesine geliştirmenin değerini öğretti. Verebileceğim en iyi tavsiye bu uygulamayı vaaza taşımaktır. Vaazın uzunluğu ne kadar olursa olsun, ancak tek bir konu üzerine olsun.

Her cümle ana düşünceyi desteklemelidir. Dinleyicileriniz sizinle kalacak ve söylemeniz gerekenleri söylemek için daha fazla alanınız olacak. Bir fikir seçin ve onun üzerine çalışın.

4. Spesifik olun.

Vaazınız, onları destekleyecek hiçbir örneği olmayan genellemeler veya fikirlerle doluysa, dinleyicilerinizin aklının karışması normaldir. Bu yüzden spesifik olun. Herkesin yaşayabileceği bir örnekle amacınızı açıklayın. Gerçek dünyadan örneklerle vaaz vermek dinleyicilerle bağlantı kurmanızı sağlar, ayrıca dinleyicilere kendi deneyimleri hakkında ruhsal ve teolojik örnekler sunar.

5. Her vaaz vaiz hakkındadır.

Kendinizden hiç bahsetmediğiniz için vaazınızın sizinle ilgili olduğunu düşünmeyebilirsiniz, ancak içeriği ne olursa olsun her vaaz vaizle ilgilidir. Her vaaz dua, çalışma, inceleme ve deneyimin birleşiminden oluşur. Vaiz, kendisi için vaaz etmiyorsa, başka kimse için vaaz etmeyecektir. Bununla birlikte, vaizin vaazın kahramanı olmasını savunmuyorum. Sadece her vaazın sizinle ilgili olduğunu bilmenizi istiyorum.

6. Her vaaz dinleyici hakkında olmalıdır.

Vaaz aynı zamanda dinleyicilerle ilgili olmalıdır. Vaaz vereceğiniz en zor grup, daha önce hiç karşılaşmadığınız bir gruptur. Bir süre boyunca aynı cemaatte vaaz verdikten sonra, sözleriniz daha fazla yankılanmaya başlayacak, çünkü insanları tanımış olacaksınız. Onların özel mücadelelerini bileceksiniz. Neye ihtiyaçları olduğunu anlayacaksın. Onlarla nasıl konuşacağınızı bileceksiniz. Dinleyicilerinizi bir kez tanıdıktan sonra, basmakalıp vaaz vermenin hiçbir mazereti olamaz.

Sözlerinizle onlara meydan okumanızı kabul edecekleri kadar rahatlık sunun. Ruhsal hayatlarında gelişebilmeleri için teşvik edin. Ancak hepsinden önemlisi, onlara Müjde’yi en çok duyacakları şekilde sunun.

7. Her vaaz Müjde’yi ilan etmelidir.

Kolay gibi görünse de, başarması düşündüğünüzden daha zor olabilir. Her vaazın, vaaz vermeden hemen önce okuduğunuz bölümle ilgili alınması gereken dersler olduğundan bahsetmiyorum. Söylemek istediğim şey, her vaazın İsa Mesih’te bildirilen Tanrı sevgisinin iyi haberini ilan etmesi gerekir. Bu iyi haber, teşvik edebilir, teselli verebilir ve umut sağlayabilir. Sıkıntılı zamanlarda Tanrı’nın varlığına işaret edebilir. Metninizi nereden alırsanız alın, Tanrı’nın Sözü orada parlayabilir.

8.Vaaz ve vaaz etmek arasında fark vardır.

Yazılı bir vaaz, bir nota gibidir. Notalar, çalınması için hazırdır, ancak müziğe dökülmeden önce sadece kâğıt üzerinde küçük siyah lekelerdir. Yazılı vaaz notaları temsil ediyorsa, vaaz etmek ise, notaları müziğe dökmeyi temsil eder. Vaiz, kelimelere hayat verir. Kargo görevlilerinin paketleri evinize teslim etmesi gibi, vaizler de iyi haberi insanların yaşadığı yerlere ulaştırır. Bununla birlikte vaaz anı, kutsaldır. Çünkü Kutsal Ruh, vaizin sesini dinleyicilerin kulaklarına ve yüreklerine ulaştırır.

9. Vaaz etmek, sahneye çıkmak demektir.

İki vaizin aynı vaaz metnini yazdığını hayal edin. Birincisi bunu monoton şekilde okur. Başı eğik ve güne devam edebilmek için mücadele ettiği havasını veriyor. Cemaatin yarısı cep telefonlarıyla ilgileniyor. Diğerinin önünde ise metin var ancak başı dik. Sesi tek düze değil, bazı kelimeleri vurguluyor, vücut dilini kullanıyor ve dinleyicileri metnin içine çekiyor. Bu kişinin vaazında dinleyicilerin cep telefonlarıyla ilgilenme olasılığı düşüktür. Çünkü cemaat, her kelimeyi anlamaya çalışıyordur. Kürsüye her çıktığınızda Oscar kazanmaya çalışmanızı istemiyorum. Sadece ne söylediğiniz kadar nasıl konuştuğunuzun da önemli olduğunu unutmayın.

10. Vaaz etmek bir armağandır.

Tanrı’nın ebedi varlığını, Mesih’in sevgisini ve Kutsal Ruh’un işleyişini her hafta bir grup istekli dinleyiciye duyurma fırsatına sahip olduğunuz için ne kadar kutsanmış olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Vaaz hazırlığının ortasında sıkışıp kaldığınızda, Tanrı’nın size bu fırsatı bir armağan olarak sunduğunu düşünün. Tanrı’nın size Müjde’yi sözlerle vaaz etmeniz için de armağanlar verdiğini hatırlayın. Hayatınızdaki tüm hediyeler için Tanrı’ya şükredin ve bunları Tanrı için kullanın.

KAYNAKÇA: Ministry Matters™ | Ten Things I’ve Learned About Preaching

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen Sayfamıza Abone Olun!